Kurumuş Gülün Hayalleri

Yorgunluğumu üzerimden atan yağmur, bir an önce eve gitmek isteğimi çürütmüştü. Yağmura arkadaş olarak sokakta yürümeye başladım. 
Sokaktaki insanlar sımsıkı sarılmışlardı şemsiyelerine; bense değil şemsiyeye sarılmamak başımdaki bereyi çıkarıp daha çok ıslanmak istiyordum. Yağmur damlacıkları üzerime düştükçe içimdekileri de kendisi ile beraber döküyordu… o an mutluydum, her şeye kavuşmuştum hayat benimdi. Hayatım boyunca hep tatmak istediğim ama tadamayacağımı düşündüğüm huzuru bulmuştum… 
Karanlığın çökmeye başlamasıyla sokak her geçen dakika biraz daha sessizleşiyordu. Eve oldukça gecikmiştim. Gitmeliydim. İsteksiz bir şekilde evin yolunu tutmuşken bir çiçekçi dükkânına rastladım. 
Dükkanın içinde her renkten çiçek vardı. Çiçekler pırlanta kadar göz kamaştırıcıydı. Birkaç adım daha ilerledikten sonra çiçekçinin kuruduğu için bir köşeye attığı kurumuş gülü gördüm. O kadar kurumuştu ki gül yaprakları kendiliğinden dökülmeye başlamıştı. Diğer çiçeklerin güzelliklerinden etkilenmediğim kadar etkilenmiştim bu kurumuş gülün karşısında. Onu almak istiyordum. Ama yapamıyordum adımlarım beni gitmek istediğim yere götürmüyordu. Kurumuş ve atılmış bir gülü almak pek normal bir durum değildi. Buna rağmen içimdeki sesi dinleyip geri döndüm,atılmış gülü alıp çiçekçi dükkanına girdim çiçekçi bayandı. Beni baştan aşağı süzüp ‘’ buyurun hoş geldiniz’’dedi. Konuşmama fırsat vermeden ‘’ Yağmura fena yakalanmışsınız’’ diye sözünü tamamladı. ‘‘ hoş bulduk’’ dedim. Elimdeki kurumuş gülü göstererek ‘‘ ben bu gülü almak istiyorum’’ dedim. 
Çiçekçi her halde böyle bir durumla ilk defa karşılaşmıştı ki çok şaşırdığı her halinden belliydi. 
‘’ Bunu mu? ’’ dedi. Ne yapacağını bilmeyen ben ‘’ Aa evet bunu; ne kadar istiyorsunuz? ’’ diye sordum. Bayan ‘’ Biz onu atmıştık zaten, bir maliyeti yok’’ dedi. 
Teşekkür edip oradan hemen ayrıldım. Eve geldiğimde gülü bir vazoya bırakıp masamın üzerine bıraktım. Uzun uzun bende farklı düşünceler, farklı hisler uyandıran bu güle baktım. Güzelliğinden ne kadarda çok şey kaybetmişti. Boynu ilk açıldığı zaman ki gibi dik değildi; bükülmüştü. Ona dokunmak istiyordum. Vazodan çıkarırken dikeni elime battı elim kanamıştı. Canımın acıması hiç umurum da değildi sevinmiştim elimi kanattığın çünkü etkisiz değildi. Ona bakarak gülümsedim. Birden solan renginin açılığını, bükülen boynunun dikleştiğini gördüm. Çok şaşırdım. Şaşkınlığım bununla da kalmadı. Dalındaki bir gülün güzelliği ile konuşmaya başladı. ‘‘ Bir çiçek için en güzel şey beğenilmektir biz çiçekler hep yarışırız ve her çiçek ben güzelim der.’’ Süren şaşkınlığımla gülün sözünü keserek; ‘’ Ama sen nasıl konuşuyorsun sen ölmemiş miydin? ’’ gül ‘’ hayır ben hiçbir zaman ölmedim, hep en büyük hayalim beğenilmekti. Bir gün birinin beni almasını istiyordum. Güzelliğim solmadan önce hiç kimse almadı beni, ama ben yinede hayalimi yitirmedim. Yapraklarımın dökülmesine, rengimin solmasına engel olamam ama hayallerim onu yok olmadıkça bırakmayacaktım. Bu ümitli bekleyişimi sen gerçekleştirdin’’ dedi. ‘’ ya seni almasaydım, hayallerine kavuşmasaydın ‘’ dedim. Gül; ‘’ o zaman hayalimle beraber yok olacaktım. Siz insanlarda böyle değimlisiniz sizin bir çok hayaliniz var gerçekleştikçe daha çok hayal edersiniz ve daha çok şeyler istersiniz. Son nefesinize kadar da bu devam eder. Biz çeklerin ise sadece ek bir hayali var bir çok çiçek hayalini kaybedip daha solmadan ölür. Gerçekte var olan tek şey hayaller gerçekten istendikçe ve inanıldıkça gerçekleşir.’’ Demesiyle kendime geldim. Çiçeği masaya bırakmamla uyumam bir olmuş ama o gördüklerim gerçek gibiydi… 
Kurumuş gül vazoda duruyordu gözlerim ona takılmıştı. Uzun bir müddet kafamdaki düşüncelerle onu izledim. Evet onu yok olmadıkça bırakmayacaktım. Sonra insanları, kendimi düşündüm. Biz neden hayallerimizin kırıldığını; onların neden imkansız olduğunu düşünüyoruz ki… 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !